Pazar, Nisan 4
Rahat!
Savrulmaktan bıkılmıştır! Ruhsal özkıyımın eşiğinden dönülmüştür! Tamamdır! Buraya kadardır! Bitmiştir! Bir düşün dağıttığı “çeşm-i ayn”a bu sabah, aynada son kez bakılmıştır! Tüm yarenler çok doğru, dosdoğru söylemektedir! Bu veled-i zina benim değildir! Bu yük benim yüküm olamayacak kadar eldir! Oysa gazabım benimdir! Bu gazab mahkûmun boğazına er ya da geç sarılacaktır. Mahkûm ab-ı hayat çeşmesinden kana kana içse, şarap dolu nehirlerde peri kızlarıyla raks edip dokuz kiremit üzerinde yıkansa dahi, gazabımdan ve günahından kurtulamayacaktır! Çünkü mahkûm günahkârdır! Çok günahkârdır! Bugüne değin akıl kaidesine bürünen, büründükçe ısınan, ısındıkça büyüyen gazabım, bir alev topu olmuş, yüreğin dört bir yana savrulmuş parçalarını sıkıştırmaktadır! Olmayacaktır!
Bugün burada, tüm zincirler koparılmış ve sırttaki bu mel’un yük, mahkûma, kabul etsin ya da etmesin, kabahatlerin en büyüğü, günahların en ağırı, mevcudiyetinin sonuna kadar boynunda taşıyacağı bir yağlı urgan olarak iade edilmiştir! Bu kabahat, kalp kırmaktır. Bu kabahat, dil-bend’i tarumar etmektir! Hatta mahvetmektir! Bu kabahat, kizbdir!
Islah ola!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
5 yorum:
Meraktayım!
Yavrum, hiç gerek yok :)
Diyosun. Peki. Du bakalım.
Tabi yav! Tabi yav!
Bravo Aslıııı!!!!
Yorum Gönder