
Size de olur mu?
Bir sürü sözcük birikir. Hatta “birikme yapar”. O kadar çok birikir ki; hani biri kafanızı açıp baksa, sağa sola zıplayan, birbirini iten, tortop olmuş yuvarlanan “ama” lar, “evet” ler, “hasta”lar, “ah”lar, “yemek”ler, “of”lar, “dur”lar, “kalk”lar, “palyatif çözüm”ler (sevgili İlker’in de makalesinde değindiği gibi :)) görecek. Yazsan yazılmıyor, yazılamıyor. Atsan, zaten mümkün değil. Bir de işin kötüsü, duygudan duyguya sürükler edepsizler.
Böyle durumlarda ben, koşmak istiyorum. Buradan başlayıp, ne bileyim, TEM gişelerine kadar koşmak mesela. Ama öyle ciğerlerimi bağırta bağırta değil. Çok hızlı, ama yorulmadan. Sanki yer ayaklarımın altında kayar gibi. 5’er metrelik adımlarla, önüme hiçbir şey çıkmıyor gibi. Sanki her adımımda, 3’er kelime, her 100 metrede bir cümle düşürecekmişim gibi.
Ne düşerse düşsün,
Kalanlar benim olsun…
2 yorum:
Sen bloguna düşür kelimeleri.
Bi de hangi palyatif çözüm, hangi makale yav? (yüzlerce yazıyorum hangi birini söylüyorsun) İşçi sağlığına öyle bişiy mi yazmışım... Hmmm...
Evet işçi sağlığında yazmışsın, haa sen şu Interneyşınıl Cornıl of Nörosaykiatrideki ödül alan boylamsal çalışman sandın değil mi? :p
Yorum Gönder