Çarşamba, Temmuz 1

Düğün İki Kişiye Ne Var Deli Komşuya- Episod Tu: Rabişim&Umutoğlan





Rabişin bana Umut'tan ilk bahsettiği günü hatırlıyorum. Ben İstanbul'dayım, o Ankara'da. Diyor ki, "Ya, bi çocuk var, Umut". Bir de benden çekinmiş sıpa. Hoş, ben de gerçekten kendisine temkinli davranması konusunda öğütler vermiştim. Ama ne bileyim ben o Umut'un bu Umut olduğunu. Canım benim. Neyse, yes orrayt derken bunlar evlenmek için gün aldılar. Ve gün geldi, geliyor, gelecek, yok artık gelmiş olamaz derken Arzu ile kendimizi İstanbul'dan Eskişehir'e seyahat etmekte olan Buzlu Turizm'in sayın yolcuları arasında buluverdik. Heyecanımız 1 hafta evvelden başlamıştı, çünkü 20-21 Haziran'ın başka bir anlam ve ehemmiyeti de vardı. Neredeyse yıllar sonra, Diyırtavık ekibi, tam kadro, bir araya geliyordu. Yüzyılın buluşması...



İlk biz varmışız Eskişehir'e. Zü'cüm aldı bizi garajdan, Espark isimli güzide mekana götürdü. Orada yemek yedik ve neredeyse 1 senedir görmediğimiz Rabiş'le kucaklaştık. Oradan da ver elini kuaföre. Neden? Akşama kına gecesi var. Bu 2 hafta içinde yaptırdığım saç miktarı beni hayatımın sonuna kadar kuaför olayından soğutabilir diye düşünüyorum şu an. Yine de kafamı astronot başlığı gibi ısıtıcıların içine sokmadığım için kendimi şanslı addediyorum. İşte her iki günkü kuaför maceralarımızdan bazı kesitler:























Artık kına gecesi için hazırdık. Eve gittiğimizde Rabiş'in süper annesi Sabahat Teyze, müthiş Ankara havası oynayan yengeleri ve tencereler dolusu sarma bizi bekliyordu. Gecenin üçünde bir tencere sarma yiyip, bir de terbiyesiz gibi, kalan 3-5 taneyi "ne yapalım" diye sorduğumuz konusunu ivedilikle geçiyorum. Kına gecesine damgayı "Sabahlara dayanamam Osman Aga" isimli eser vurdu. Bunun dışında Arzu ile özenle derlediğimiz "Safiyeme karyola dar gelir", "Çok içme kayınço" ve benzeri nadide parçalardan oluşan arşivimizin yarattığı infial de görülmeye değerdi. Kına gecesinin en çok sırıtan insanının Rabiş olması oldukça ironikti. Tabi ki, yine çok oynadık. Yetmedi, kına gecesi bitiminde Umut ve arkadaşlarının bekarlığa veda partisi yaptığı mekana gidip Umut'un arkadaşlarının "nerde bu kız tarafı bee" provakasyonlarına gelip bir de orda oynadık.






















Gece elbette neredeyse uyumadık, konuşacak, anlatacak çok şey vardı. Aslında hala da bitmiş denemez. Çünkü olaylar anlatılabildi ancak, duygulara sıra gelemedi :). Rabiş gecenin yarısında biz anlatırken kaymış olsa da, en azından nerede kaldığını biliyor.


Sabah Sabahat Teyze'nin şen sesiyle uyandık, gözler balon gibi, neticede en fazla 3 saatlik bir uyku söz konusu. Ama görev beklemez, koşarak yine kuaförde aldık soluğu. Gerekli hazırlıklar yapıldı, ortaya muhteşem bir gelin çıktı, aşağıda sıpayı görebilirsiniz.



























Gelinin evden çıkması seramonisi sırasında Ömer Amca ve Sabahat Teyze'nin soğukkanlılıklarına ve güleryüzlerine hayran olduk, çünkü biz neredeyse hüngür hüngür ağlama noktasındaydık, bize ne oluyorsa. Bundan sonra, bizim düğün arabamız da ufak çapta bir kamyonet oldu. Onunla fotoğraf çekimi mekanı olan Japon Bahçesi'ne gittik, düğün yerine vardık. Sonra düğün bitiminde kıskanç Rabiş ve Umut çifti ona binip eve gittiler. Hayatım şekil.com! Düğünde de, tabi ki, oynadık, aniden sahneye fırlayıp şovdan şova koşan Kolbastı'cı genç arkadaşımızı ve Hatice ile dans eden Umut'un babasını alkışladık. Biz de boş durmadık, bir milyon lafın belini kırdık. Gece de otobüs saatlerimize kadar Eskişehir'i turladık, birbirimizi ne kadar özlemişiz onu tespit ettik.




















Ben Umut ve Rabiş'e ömür boyu mutluluklar dilemeyeceğim, çünkü buna gerek yok. Birlikte oldukları sürece zaten aşırı derecede mutlu olacaklar. Umut'cuğum farkındaysan toplamda 6 adet baldızın oldu, ama bizim de fantastik ve de harika ve de delice bir kardeşimiz oldu :)
Hastayım len size...

1 yorum:

elegimsagma dedi ki...

canım. ne guzel yazmışsın len oyle! ne guzeldi her sey.. ve ne guzeldik biz hep beraber.