Çarşamba, Temmuz 1

Düğün İki Kişiye Ne Var Deli Komşuya- Episod Van: Deryato&Aykıtto



Başlık, Rabiş'in süper annesi Sabahat Teyze'den alıntılanmıştır. Düğün sezonunu sevgili Derya ve Aykut'un düğünüyle açtık. Her mevzunun içine illa kendimi sokmayı görev bilen bendeniz, Derya'cığımın da bu mutlu olduğu kadar da telaşlı, anksiyöz ve hatta bir miktar nevrotik (hehe:)) gününde de elbette ki yanıbaşında olmalıydım. Bu sebeple sabahın 8'inde soluğu kuaförde aldım, Arzu da arkamdan geldi, akabinde de Derya, Berfu ve Pınar. Kaan, sağolsun, hepimizi baştan yarattı. Allah kendisini başımızdan eksik etmesin. Başımızdan derken, gerçek anlamıyla.























Bu arada Derya'nın ayakkabısının altına sırada bekleyenlerin isimleri yazıldı. Ne var ki, tükenmez kalemle yazılan isimler gecenin sonunda sapasağlam yerinde duruyordu. Bu konuya girmiyorum...


Bir sonraki durak fotoğrafçıydı. Bu, düğünde fotoğraf stüdyosuna gidip fotoğraf çektirme konsepti, beni hep utandırmıştır. Cihangir'in ortasında, gelinle damadın peşinde şıkır şıkır 3 kadın ve bir Pınar (kendisi henüz kıyafetini giymemişti zira) taksi bulmak için kendimizi o halimizle yollara attık, millet Savoy'da kahvaltı ediyor filan. Enteresandı tabi. Aşağıda bizi Derya ve Aykut'u beklerken görebilirsiniz. Arkamızdaki fotoğrafta, damadın eline dikkat...





Derya'nın evine gittik. Gelin alma, gelin verme, kapıyı kilitleme ve açmama, para isteme vb. seramonileri halledip nikah salonuna yollandık. Ama bu arada Yaman'ı mıncıklamayı, öpmeyi, koklamayı ve iyice bir rahatsız etmeyi de ihmal etmedik. Bkz. alt fotoğraf



Efendim, ziyadesiyle aşina olduğumuz histerik nikah memuremizin katkılarıyla nikah kıyıldı, takılar takıldı, tebrikler edildi. Bir sonraki adım düğün mekanı idi. Aslında bundan sonrası için de pek söylenecek bir şey yok. İçtik, oynadık, içtik, oynadık. O kadar oynadık ki, terden sırılsıklam olduk. Yine de oynamayı bırakmadık. Mardin halayı, roman havası, Ankara havası ne varsa oynadık. Yetmedi, terasa çıkıp aşağıdaki düğünde çalan davul zurna ile de oynadık. Yedik bitirdik kendimizi vesselam.












Nasıl bir gece geçirdiklerini elbette asıl Derya ve Aykut'a sormak lazım. Bütün yükü onlar taşıdılar çünkü. Ben çok eğlendim, çok duygulandım, bazen de yoruldum. Ama aslında çok mutlu oldum. Sahiden. Kendim evlenmiş kadar oldum :)


Çocuğunuzun sünnetini de göreceğiz inşallah...(hehe). Seviyorum sizi...


2 yorum:

Genç Ekibin Ortancası dedi ki...

Canım Aslıtocum;
Valla son 6 ayda her türlü kaprisimi çektin, bana inanılmaz destek oldun. Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.
Ama bu işler sıraylaymış :) öyle diyorlar... Ben sıramı savdım, nedimeliğe hazırım :)
Çocuğun erkek olacağına da karar vermişsin bakıyorum :) Hadi hayırlısı... Bu arada 3 yazı aşağıdaki Yaman'ın yeni doğmuş fotosuyla bu yazındaki kucak fotosu arasındaki farka dikkat çekmek isterim. Nasıl bir hızla büyüyor teyzoş bunlar?

yakınuzak dedi ki...

Yavrum,
Kapris senin dedendir. Hiç kapris görmemiş olsam bir derece. Teşekkür diye bir şey yok,durmak yok yola devam :)
Ben zaten nedimeleri belirledim canım, bütün çabam da o yüzden, bugün ben sana yarın sen bana, hehehe...
Yaman'ın ailecek hastasıyız biliyorsun, insan yavrısı da çok hızlı büyüyor, yakında aşık da olur bu çatlak "adam" :)