Pazar, Mart 7

Maocu Avatar Mümkün Mü?



Bu Avatar'da bir pislik vardı, tam anlayamadığım. Tamam soranlara "Hollywood klişelerinden uzak kalamamış, görsellik dışında bir numarası yok" diyordum ama, tam da içim rahat etmiyordu. Zaten romantizmden hoşlanmam, böyle fazla fazla, kör gözün parmağına bir romantizm var, ama nedir yav derken, bugünkü Radikal'de Zizek'in bir yazısını okudum, heeeeh dedim. Tam oldu şimdi, valla hislerime tercüman oldun. Öpüyorum kendisini...


Aşağıda son paragrafını alıntılıyorum. Devamı için gasteye bakınız...




"Maoculara da hayran mısınız?
Avatar para basarken, tuhaf bir biçimde anlattığı hikâyenin hayata geçtiğini düşündüren bazı gelişmeler oluyor. Dongria Kondh halkının yaşadığı Hint eyaleti Orissa’nın güney tepeleri, muazzam boksit damarlarını çıkarmayı planlayan maden şirketlerine satıldı. Tepki olarak Maocu (Naksalit) bir silahlı isyan patlak verdi.
Hindistan başbakanı isyanı ‘iç güvenliğe yönelik en büyük tehdit’ olarak niteledi; isyanı ilerlemeye karşı aşırılıkçı bir direniş olarak yansıtan anaakım medya ‘kızıl terör’e dair haberlerle dolup taşıyor. Hint devletinin orta Hindistan’daki ‘Maocu kalelere’ karşı büyük bir operasyon yürütmesine şaşmamak lazım. Ve her iki tarafın bu acımasız savaşta büyük bir şiddete başvurduğu, Maocuların ‘halk adaleti’nin acımasız olduğu da doğru. Fakat bu şiddetin liberal ağız tadımıza uyup uymadığı bir yana, bunu kınamaya hakkımız yok. Neden? Çünkü bu insanların durumu tam da Hegel’in ayaktakımına denk düşüyor: Hindistan’daki Naksalit asiler, asgari düzeyde onurlu bir yaşamdan mahrum bırakılan, açlık çeken bir kabile halkı.
Peki Cameron’ın filmi bu açıdan nerede duruyor? Hiçbir yerde: Orissa’da kendilerini baştan çıkarıp halkına yardım edecek beyaz kahramanları bekleyen asil prensesler yok, aç köylüleri sadece Maocular örgütlüyor. Film tipik bir ideolojik ayrımı tecrübe etmemizi sağlıyor: Gerçek mücadelelerini reddederken, idealize edilmiş yerlilere sempati duymak. Filmi beğenen ve yerli asilerine hayranlık duyanlar, muhtemelen Naksalitleri görse tabanları yağlayacak ve cani teröristler diyerek yüz geri edecektir. Bu yüzden gerçek avatar Avatar’ın ta kendisi - gerçekliğin yerine geçen film. (Britanya’da yayımlanan haftalık dergi, düşünür, 4 Mart 2010)"

Hiç yorum yok: