Perşembe, Mart 18

Arzu Tramvayı





Benim fena halde tatil ihtiyacım var. Bahar geliyor, ortalık börtü böcek, ot çim. Diyorum ki, gitsem deniz kenarında bir mekana. Sessiiiiz böyle. Bir kuşlar ötüyor. Bahçesi olan tek katlı taş ev. Şömineyle ısınıyor. Fazlasına gerek yok. 3 gün yeter. Yanıma da sevdiğim birini alsam. Belki bir kitap. İyi müzik. Bol miktarda şarap, çeşit çeşit. Geceden varsam oraya, yorgunluk üzerimden akarken bulsam mis gibi beyaz çarşaflı yatağı. Yastığa beş kala uyusam. Sabah erkenden uyansam. Pijamalarla kapıdan bahçeye çıksam, geriiim gerim gerinsem denize karşı. Sonra iyi müzikten açsam. Bu esnada sevdiğim insan da uyansa. O gitse, yakındaki bakkaldan yumurta, süt, sucuk, domates, peynir, zeytin ve sıcak ekmek alsa. Ama o da pijamalarla gitse. Gelirken dayanamayıp ekmeğin ucundan yese. Sonra kahvaltıyı hazırlsak. Bahçede ama. Biraz soğuk ya, olsun. Hırkaları sıkı sıkı giyeriz. Yumurtayı ayrı sucuğu ayrı yapsak. Bir de ev salçası bulmuş sevdiğim insan bakkalda. Onu da zeytinyağı ekleyip koysak sofraya. Müthiş yesek, patlayana kadar. Sonra çay içsek. Birer sigara tellendirsek denize karşı. Sofrayı toplamadan öyle bıraksak uzun süre. Gazete almış olsak bir de, gazete okuyup söylensek. Sonra deniz kenarında gezmeye karar versek. Yürüye yürüye tüm sahili dolaşsak. Zımbırtı toplasak. Sonra mekanı gezsek, akşam yemeği için balık arasak. Biraz da salatalık malzeme alsak. Balıkçı amca aklımı çelse, "tamam ya ver karidesleri de" desek, "off şimdi bunları da tereyağında nasıl yaparsın" diye ağzımızı sulandırsak. Eve dönsek. Eh biraz yorulmuş olsak. Kendi köşemize çekilsek biraz. Ben uyuklayarak kitap okusam. Sevdiğim insan kalan gazeteleri okusa. Sonra bir saat kestirsek. Uyanınca akşamüstü olsa. Biz de "eh yavaş yavaş" balıkları temizlemeye başlasak. İyi müzik çalsam ben yine. Sevdiğim insan balıktan ben salatadan sorumlu olsak. Sonra kafamız bozulsa, "entel miyiz lan biz, balıkla şarap içicez, rakı alalım, güzel güzel rakı içelim" desek. Ben bir koşu gidip bir büyük yeşil efe kapıp gelsem. Sonra sevdiğim insanla desek ki, "ya tabi ancak olur 2 kişi, kalanı da yarın içeriz" ama kalmasa yarına. Sofrayı kursak, mangalı yaksak, balıklar olurken biz de hafiten demlenmeye başlasak, peynir, salata, rakı. " Aa hava o kadar da soğuk değilmiş" ve biz yine bahçeye kursak sofrayı. İyi müzik, fasıla dönse hafiten. Biz de sevdiğim insanla hafif hafif eşlik etsek. Sonra balıklar olsa yavaştan, başlasak yemeğe. Ağır ağır yesek, hiiiç acelemiz olmadan. Binlerce lafın belini kırsak, eskiden yeniden. Sonra çakırkeyif olsak, vara yoğa gülsek önce, sonra hüngür hüngür ağlasak. En son hatırladığımız şey birlikte Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz şarkısını söylüyor olmamız olsa. Masayı filan toplamadan sızarak yatsak. Ve sabah hiç başağrısı olmadan uyanmış olsak.






Ve 3 gün böyle geçse...






Ben düşünüyorum böyle bir insan mıydım diye, değildim sanıyorum. Dönüşmek çok acayip bir şey. Hissiyatının bile dönüşmesi.






Vay canına!

2 yorum:

Unknown dedi ki...

canımmm.. bayıldım ,sen ne kadar degişsen büyüsen de doğallığın hiç değişmiyor güzel Aslımm:)

yakınuzak dedi ki...

:) Valla öyle mi dersin? O senin kendi hoşluğun yengecim bence :)