Perşembe, Aralık 2

O Meşhur Mavi Yağmurluk Kimin?

Bülent Somay'la ilk karşılaşmam Arzu'nun kütüphanesinden aşırdığım Bir Şeyler Eksik'i okumaya başladığım güne rastlar. Sonra kendisini başucu kitabım yapmakla kalmayıp eşe dosta doğumgünü hediyesi olarak paketlettirdim de. Bazıları kapağını bile kaldırmadı tabi. Ama ne oldu? Kendileri kaybetti :)

Yenilerde, hediye olarak gelen "Şarkı Okuma Kitabı" nı bitirdim. Şimdi de "Tarihin Bilinçdışı"na başladım. Bazı kitaplar vardır. Bitmesin diye okumak istemezsiniz. Ya da bana bazen olur böyle. Bülent Somay'ın kitapları da bu kategoriden. Aslında kurmaya çok da uzak olmadığınız ama tam olarak bir türlü aklınızı da yatıramadığınız bağlantıları, "Buyrun burada kurulmuşu var" diyerek önünüze koyuyor. Size de "hımmm evet" diyerek kendinizi tuhaf hissediyorsunuz. Ben bazen arabayla hızla giderken birdenbire yokuş aşağı inmeye başladığımda hissettiğim şeyi hissediyorum, bazen de kalbim yumuşuyor. Bazense öfkeleniyorum, bağlantının haklılığı karşısında. Bir fark ediyorum ki, ben kurmuşum o bağlantıyı da, yok saymışım hep. Bülent Somay burnumun dibine kadar getirdiğinde reddedemiyorum. İyi ki de edemiyorum.

Şarkı Okuma Kitabı'nda severek dinlediği ve icra ettiği şarkıların bir nevi ondaki yansımalarını yazmış. Bunlardan biri de - kesinlikle benim de üzerine söyleyecek bir sürü laf bulabileceğim- Famous Blue Raincoat. Kadın ve erkekten ve kıskançlıktan, öldürmekten ve iktidardan bahsetmiş. uzun ve hoş çözümlemeler yapmış. Yaklaşık olarak da şöyle bitirmiş:




"If you ever come by here, for Jane or for me

Well, your enemy is sleeping and his women is free"

(gönderme yaptığı kısım burası)




"On beş yaşında bir "erkek" adayı iken, henüz tanımadığım bir kıskançlığı reddetmiş, sevdiğim (seveceğim) kadını özgür bırakmanın en büyük erdem olacağına inanmıştım..."

"Büyüyüp gerçek kıskançlığı tanımaya başladıkça bu formülün pek de işlemediğini fark ettim."

"..."Kıskanmamaya çalışmak" iktidarını kendi elinle teslim etmeye gayret etmek, olsa olsa yeni baskılar yaratıyordu insanda. Başka bir dünyayı, insanların birbirlerinin sevgisini hiçbir zaman parayla ya da güç ilişkileriyle alıp satmamış oldukları bir yaşamı hayal etmek, onu yaşamak anlamına gelmiyordu. Tersine "o dünyadaymış gibi" yaşamaya çalışmak insanı (kötü anlamında) iktidarsızlığa, eylemsizliğe mahkum ediyordu. Felce uğratıyordu. Aşkı da yaşanmaz kılıyordu. Kim kendi elleriyle iktidarını feda etmeyi başarmış ki zaten? Bunu isteyebilir ancak. Şiirini, şarkısını yazabilir..."

                                                       Şarkı Okuma Kitabı, sy.85


Çok, pek çok tavsiye ediyorum...


P.S: Resim ELIZABETH LAISHLEY




Hiç yorum yok: