Haftasonu Arzu tatilden döndü. Evde dedikodudan dedikoduya koştuktan sonra ayıptır söylemesi (niyeyse? yiyebilen var yiyemeyen var ondan mı acaba? neyse...) patlıcan yemeği yapmaya karar verdik. Soğan ve biberler tarafımdan doğrandı. Biberleri alırken, kendileriyle isimleri nedeniyle dalga geçmiştik: Kıl biber. Ama pek güzel görünüyorlardı maaşallah. Biz de aldık. Ben doğrayıp tencereye yerleştirdikten sonra elimde hafif bir yanma hissettim. Daha önceden de biber doğrarken elimin yanması vakasıyla karşılaştığımdan tuhafsamadım. Geçen sefer de epey yanmıştı elim ama, buzdur, bepantendir, önünü alabilmiştim. Bu nedenle, amaan benim de yine elim yanıyor, afacan diyerek geçiştirdim.Böyle geçiştirmemden yaklaşık yarım saat sonra başlayan ve takriben 8 saat kadar devam eden iki elimin de avuç içi ve dışı, komple, bileğime kadar cayır cayır yanması oldu.
Önce beze sarılmış buz ile başladım. Sonra Silverdin ve Bepanthene'e geçtim. Ancak giderek şiddetlenen yanma ağrı ve acıyla birleşerek arttı da arttı. Şöyle anlatayım: İki elinizi fokur fokur kaynayan suya sokmuşsunuz ve orada tutmaya devam ediyorsunuz. Ya da, iki elinizi de tam ateşin ortasına koyuyorsunuz. Bir ara, "Acaba cehennem böyle bir şey mi diye düşündüm?" çünkü elimde hafif kızarıklıklar dışında gözle görülür hiçbir değişikliklik yoktu. Yani fiziksel farklılık yok, ama çekilen acı dayanılır gibi değil.
İmdadıma sevgili arkadaşım Tanyel yetişti. Bana bir ilaç ismi verdi. Aslında önce gelip beni alıp acile götürmeyi teklif ettiler, ama ben "Yok artık Lebron Ceyms" diyerek teklifi reddettim. Acile gidip rezil mi olacaktım?
-Neyiniz var?
-Ühüüü, baak elimi biber yaktıııııaaa...
Orada insanlar canıyla uğraşıyor, benim acili meşgul etme nedenime bak. O yüzden hemen ilacı aldım ve içtim. Bu arada buz kompresleri filan devam ediyor. İlacı tamı tamına saat 22:25'te içtim ve saat 23:45 olduğunda ben vantilatörün önünde elimde buzluktan çıkardığım yufka paketi, iki elim paketin arasında olduğu halde acıdan zıplıyordum. O yüzden yine Tanyel'i aradım, kendisi o sırada nöbetçi olan arkadaşını aradı, bir iğne hazırlamasını istedi ve biz Arzu'yla soluğu Çocuk Acil'de aldık.
İçeri girdiğimizde saat 24:00 idi ve acil tıklım tıklım doluydu. Ben bir türlü orada yardım bekleyen çocukları atlatıp doktorla temasa geçemedim, çok utandım. Zira ortamda bir kireç çözücü ve bir parfüm içme ile bir naftalin yeme vakası vardı. Düşününce benim de eblehlikte onlardan aşağı kalır yanım yoktu aslında. Sonunda doktora ulaştım. Doktor, bir enjeksiyon yapılacağını ama bunun işe yarayıp yaramayacağını pek bilemediklerini, mevzunun biraz zamanla alakalı olduğunu söyledi. Sonra hesapladım, 12 yaşımdan beri iğne olmuyordum. Bu nedenle biraz korktum, çocukluğuma döndüm filan. Ama hemşirenin eli çok hafif olduğundan hiç sıkıntı olmadı. Biri yakan, biri yakmayan olmak üzere iki iğneyi yiyip eve geldik, ama eller aynı durumda. Arzu vantilatörü benim odaya taşıdı, ben de yatağıma buzluktan çıkardığım dondurma kabını aldım. Ellerimi üzerine koyarak rahatlamaya çalıştım. Bu arada iğnenin ve aldığım antihistaminik ilacın etkisi nedeniyle uykudan bayılmak üzereyim. Gerçek dünya ile rüya alemi arasındaki çizgide gide gele dalmışım.
Sabaha karşı uyandığımda ilk işim ellerimi kontrol etmek oldu. Elbette geçmişti. Artık biberle ilişkim fotoğraflarına bakmaktan ibaret olacak.
not: Arzu'nun iştahı kapandı ben acı çektiğim için, üzüldü durdu, Tanyel, zehir dolaşım sistemine karışır diye endişelenip saat başı aradı. Ertesi gün de bir o kadar insandan azar işittim, niye bize haber vermedin diye.
Dostlarla hayat çok kolay yav! :)
3 yorum:
Canim gecmis olsun ya:( Neden soylemedin olm, o kadar emaillestik, gudik. Su biberin ettiklerine bak sen! Kil biber gercekten. Bundan sonra rica ediyorum kendisiyle dirsek temasini koruyalim.
aaaa! çok sıkıntı olmuş şekercim. çok geçmiş olsun.
Denizcim çok sağol, biberlere dikkat!
Berfum, kıldan da kılmış kendisi, bak sen de hassas bir insansın aman diyeyim.
Yorum Gönder