"...Zaman mahlûku, saatlerin baskıcı denetimi dışında bile aramızda bir hayalet gibi geziniyor. İster bağbozumunda, ister narlar çiçek açtığında, ister Zeynep Kâmil’de filanca gün saat 3’ü beş geçe doğmuş olalım, o andan itibaren içselleştirmeye zorlandığımız, insanlığın belki en acımasız eseri olan zamanın baskısından kurtulmak mümkün mü? Ben, bu yazıyı yetiştirmekte zorlanıyorum. Bütün söz verdiğim işleri yetiştirmekte zorlandığım gibi. Yaşımı hatırlamakta, hatırladığımda onun gereklerini kabul etmekte, kimi şeylerin çok usul, kimi şeylerin çok hızlı olup bitmesine alışmakta zorlandığım gibi. Hayatımda hiçbir randevuya gecikmemiş olmam, hiçbir treni, uçağı, otobüsü kaçırmamış olmam, belki bunun ezikliğindendir.
Belki de değildir. Zamanın ne içinde ne de büsbütün dışında hissetmek başlı başına bir cehennemdir belki. Ruhen, Tanpınar gibi geniş, yekpare bir anın parçalanmaz akışına talip olmak."
Yıldırım Türker
Radikal, 12.09.2009
1 yorum:
Yıldırım sen bizim herşeyimizsin demek istiyorum.
Yorum Gönder