
“Çocukluğun arka bahçesi vişne ekşisi tadındadır.
Tadına bakanın dişleri kamaşır.”
Ne olmuş da böyle olmuş? Kim demiş, neden demiş? Neden bana demiş? Ben neden ona demişim? Neden bunu böyle demişim de öyle dememişim? Öyle deseymişim işler değişir miymiş? Acaba bunu değil de onu seçsem ne olurmuş? Öyle olsa ne olurmuş? Birisi bana gelmiş ve demiş ki “Korkuyorum” , bundan ne çıkarmış? Ben ona sorsaymışım ki, “Ne olmasından korkuyorsun?”, ne değişirmiş? Niye bunu ben demek zorundaymışım? Bütün bunlar değişseymiş ne faydası olurmuş? Peki, şimdi ne faydası varmış? Yoksa Pandora’nın kutusu mu açılmış? Kim açmış? Toplanamayacak bir sandık deşilmeli miymiş? Tutsam kolundan, çekip alsam, yine öyle durur muymuş? Her zaman olduğu gibi? Yoksa? Geçmiş geleceğin neden aynasıymış? Geçmiş, şimdinin sırtına pençelerini geçirmiş vahşi bir hayvansa ne yapmak gerekirmiş? Bazen kendini anlatmaya çalışmayı bırakıp susmak ve durmak mı gerekirmiş? Bazen de aptal olmak mı gerekirmiş? Yanlış anlaşılsam ne olurmuş? İnişlerim çıkışlarım o kendimden kaçışlarım mıymış? Kime kızmalıymışım? Kendimi bağlayıp bir yerlere/birilerine, patlatsam neye yararmış? Artık yoksa içimden nasıl geliyorsa öyle mi davranmalıymışım? O divanda oturmuş saatin tiktaklarını dinlerken elimden ne gelirmiş? O zaman gelmemiş de şimdi gelir miymiş? Sağa sola çarpmadan da olur muymuş? O, siyah şemsiyeli şerlok holms kılıklı “adam” şemsiyeyi yüzüme doğru sallarken tek çıkış yolu o kapı mıymış? Ben neden alıp o şemsiyeyi...? Neden –mış gibi yapmak iyi gelirmiş bir insana? Benim başımı kim yarmış? Hayır, aslında kim yarmış? Neden “flashback” diye bir şey varmış? Hayat bir müzikal olsa ve ben onun başrol oyuncusu olsam nasıl olurmuş? Yes, orrayt derken neyin sonu gelirmiş? Kim önemliymiş, kim değilmiş, bu önemli miymiş? En önemli kimmiş aslında? Kimler itile itile sahneden atılmış? Kim varmış kim yokmuş?
Bir varmış bir yokmuş...
Bir zamanlar bir Ayşecik varmış küçük kızlar diyarında. Bir babası, bir üvey annesi, iki üvey kardeşiyle yaşarmış bodrumdan bozma evlerinde. Hikaye malummuş. Dayakçı üvey anne, hiç bir şeyden habersiz baba, umursamaz üvey kardeşler. Bir de tek kollu bez bebek, Ayşecik’in göğsüne bastırdığı, bulaşık yıkamadığı, yemek yapmadığı ve dayak yemediği zamanlarda. Bir gün babası, saklandığı kapı arkasından çıkıp anneyi ve kardeşleri kapı dışarı etmese, Ayşecik kimbilir daha neler görecekmiş? Huzuru babasının pişmanlığında, suçluluğunda ve utancında bulamayan Ayşecik, onunla kalmak yerine başka masal kahramanlarıyla birlikte bir eve yerleşmiş ve orada büyümüş, büyümüş, büyümüş.
Şimdi bu masalda kahraman kimmiş? Ayşecik mi? Baba mı? Orada hiç olmayan/olamayan anne mi? Bez bebek mi? Yoksa, Ayşecik’i kolunun altına alıveren diğer masal kahramanı/kahramanları mı?
Peki bu sorunun cevabı var mıymış?
Tadına bakanın dişleri kamaşır.”
Ne olmuş da böyle olmuş? Kim demiş, neden demiş? Neden bana demiş? Ben neden ona demişim? Neden bunu böyle demişim de öyle dememişim? Öyle deseymişim işler değişir miymiş? Acaba bunu değil de onu seçsem ne olurmuş? Öyle olsa ne olurmuş? Birisi bana gelmiş ve demiş ki “Korkuyorum” , bundan ne çıkarmış? Ben ona sorsaymışım ki, “Ne olmasından korkuyorsun?”, ne değişirmiş? Niye bunu ben demek zorundaymışım? Bütün bunlar değişseymiş ne faydası olurmuş? Peki, şimdi ne faydası varmış? Yoksa Pandora’nın kutusu mu açılmış? Kim açmış? Toplanamayacak bir sandık deşilmeli miymiş? Tutsam kolundan, çekip alsam, yine öyle durur muymuş? Her zaman olduğu gibi? Yoksa? Geçmiş geleceğin neden aynasıymış? Geçmiş, şimdinin sırtına pençelerini geçirmiş vahşi bir hayvansa ne yapmak gerekirmiş? Bazen kendini anlatmaya çalışmayı bırakıp susmak ve durmak mı gerekirmiş? Bazen de aptal olmak mı gerekirmiş? Yanlış anlaşılsam ne olurmuş? İnişlerim çıkışlarım o kendimden kaçışlarım mıymış? Kime kızmalıymışım? Kendimi bağlayıp bir yerlere/birilerine, patlatsam neye yararmış? Artık yoksa içimden nasıl geliyorsa öyle mi davranmalıymışım? O divanda oturmuş saatin tiktaklarını dinlerken elimden ne gelirmiş? O zaman gelmemiş de şimdi gelir miymiş? Sağa sola çarpmadan da olur muymuş? O, siyah şemsiyeli şerlok holms kılıklı “adam” şemsiyeyi yüzüme doğru sallarken tek çıkış yolu o kapı mıymış? Ben neden alıp o şemsiyeyi...? Neden –mış gibi yapmak iyi gelirmiş bir insana? Benim başımı kim yarmış? Hayır, aslında kim yarmış? Neden “flashback” diye bir şey varmış? Hayat bir müzikal olsa ve ben onun başrol oyuncusu olsam nasıl olurmuş? Yes, orrayt derken neyin sonu gelirmiş? Kim önemliymiş, kim değilmiş, bu önemli miymiş? En önemli kimmiş aslında? Kimler itile itile sahneden atılmış? Kim varmış kim yokmuş?
Bir varmış bir yokmuş...
Bir zamanlar bir Ayşecik varmış küçük kızlar diyarında. Bir babası, bir üvey annesi, iki üvey kardeşiyle yaşarmış bodrumdan bozma evlerinde. Hikaye malummuş. Dayakçı üvey anne, hiç bir şeyden habersiz baba, umursamaz üvey kardeşler. Bir de tek kollu bez bebek, Ayşecik’in göğsüne bastırdığı, bulaşık yıkamadığı, yemek yapmadığı ve dayak yemediği zamanlarda. Bir gün babası, saklandığı kapı arkasından çıkıp anneyi ve kardeşleri kapı dışarı etmese, Ayşecik kimbilir daha neler görecekmiş? Huzuru babasının pişmanlığında, suçluluğunda ve utancında bulamayan Ayşecik, onunla kalmak yerine başka masal kahramanlarıyla birlikte bir eve yerleşmiş ve orada büyümüş, büyümüş, büyümüş.
Şimdi bu masalda kahraman kimmiş? Ayşecik mi? Baba mı? Orada hiç olmayan/olamayan anne mi? Bez bebek mi? Yoksa, Ayşecik’i kolunun altına alıveren diğer masal kahramanı/kahramanları mı?
Peki bu sorunun cevabı var mıymış?
2 yorum:
Her bir sorunun bir sürü cevabı var aslında. Böyle hepsini aynı anda cevaplamaya kalkınca, içinden çıkılmaz gibi görünüyor yalnızca.
Doğrusu yok, yanlışı da yok! Sana nasıl daha çok mutluluk verirse öyle cevaplayabiliriz hepsini. Hangisini duymaya ihtiyacın varsa, öylesini fısıldayabiliriz biz sana.
Ama önce, tek bir soruya cevap ver: Neden burdasın?
a) Mecbur kaldığın için
b) Kendin seçtiğin için
c) Cevapları bulmak için
d) Mutlu olmak için
e) Başkalarını mutlu etmek için
f) Süreyi doldurmak için
g) Bir arkadaşa bakmak için ........................
:) Sevgili genç ekibin ortancası, aslında bu sorunun cevabı zamana göre değişkenlik gösteriyor. Bazen herhangi biri bazen hiç biri olabiliyor. Ama desem ki, şimdi sen burada olduğun için ? :)
Ayrıca sen bana fısıldamaya devam et, yoksa bazen saçmalayabiliyorum, biliyorsun!
Yorum Gönder