Çarşamba, Ekim 31

İtiraf-3


Aslında her zaman bir şeyler vardır unutulduğu düşünülen...Geride bırakılan, üstü örtülen, üstüne basıp çiğnenen, ezilen, un ufak edilen, dövülen, hırpalanan, aşağılanan, farz edilen, "-mış gibi" yapılan...Ama unutmak başka bir şeydir. Unutulan şey hafızadan silinir. Çağrışım yapmaz. Geri getirilmez. İleri götürülmez. Unutulan şey baş edilmiş şeydir. Unutulan şeyin üstesinden gelinmiştir.

"Zaman"la unutulmaz. "Zaman"la daha az acı çekilir. Ki bazen bu da fazlasıyla arzulanan bir şeydir.

Zaman ilaç değildir. Zaman afyondur. Sonra bir gün bir "vuruş" daha yapıldığında, yoksunluk belirtileri kendini gösterir. Etkisi o kadar kuvvetli olur ki; daha fazla "zaman" gerekir. Çünkü bir önceki doz artık yeterli gelmemektedir.

Tüm bunlar itinayla görülür. Duyulur. Koklanır. Tadılır. Dokunulur. Sonra "gizli bir ümide sarılınılır". Ümit tadılmaz, görülmez, koklanmaz. Ümide dokunulamaz. Sadece bir yerde durur. Ya da durduğu farz edilir. Durduğu ümit edilir. Varlığı hissedilir. Hissedilmek istenir.


Küsülmez mi?


Küsülür...

Hiç yorum yok: